TAŞLA ŞEKİLLENEN, İNANÇLA YAŞAYAN ŞEHİR: “BEN Mardin KENTİ”

Ara 04

Medeniyete tarihlenen Mezopotamya Ovası’nın kıyısında taş bir anıt edasıyla yükselirken, binlerce yıllık kültür, inanç ve insan birikimini bugünlere taşıyan Mardin, tarihinde pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmış. Subariler tarafından kurulduğu düşünülen kente, uzun ya da kısa süreli hâkim olanların listesi oldukça uzun. Anadolu’nun doğusundan geçen hemen her kültür ve din uğramış bu kadim kente.

Mardin’in kültürel ve tarihsel zenginliğinin kaynağını oluşturan söz konusu halkları, beylikleri, imparatorlukları en azından adlarıyla anmak gerekir. Hurriler, Sümerler, Akadlar, Mittaniler, Hititler, Aramiler, Urartular, İskitler, Kimmerler, Medler, Persler, Makedonlar, Romalılar, Sasaniler, Bizanslılar, Araplar, Emeviler, Abbasiler, Hamdaniler, Mervaniler, Türkmenler, Selçuklular, Artuklular, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Safeviler ve Osmanlılar Mardin’e hâkim olmuşlar. Süryaniler, “kaleler’’ anlamına gelen “Merdo” ya da “Marde’’, Ermeniler “Mardi’’, Bizanslılar “Mardia’’, Araplar “Maridin” demişler şehre.

Her birinden geriye kalan kültürel ve dinsel miras, harmanlanarak Mardin’in güçlü karakterini ortaya çıkarmış. Söz konusu karakteri, Mardin’in dar sokaklarında gezinirken fazlasıyla duyumsuyor, her bir yapıya adımınızı atar atmaz içinizde hissediyorsunuz.

Ancak en sıcak havalarda bile Mardin’in taş evleri serin, dar sokakları gölgeli, bu sokakları birbirine bağlayan “abbara” adı verilen geçitleri esintili oluyor. Mardin’de bulunan onlarca Süryani kilisesi arasında ziyarete açık olan Deyrulzafaran Manastırı’nı ziyaret etmek, Süryani kültürü hakkında bilgi sahibi olmanıza da olanak sağlıyor.

Kadim ustaların izleri, Mardin’in mimarisinden geleneksel zanaatlarına kadar pek çok yerde görülüyor. Ustasından el alan çok sayıda zanaatkâr, Mardin çarşılarında bu mirası görünür kılıyor. Gümüşü, altını,  ahşabı, bakırı şekillendirip sanat eserine dönüştüren bu ustalar sayesinde, hayatı yaşanılır kılan ve ona anlam katan geleneksel zanaatlar yaşamaya devam ediyor. Kentin labirenti andıran ve geniş bir alana yayılan çarşıları, koca bir dünya. Özellikle Süryani kuyumcuların ustalıkları ve binlerce yıllık gelenekleriyle yarattıkları altın ve gümüş telkâriler, cam altı tekniğiyle yapılan Şahmeran resimleri, ceviz ahşap oymalar, bakırdan yapılan çeşitli objeler, bu çarşıları renklendiren ve zenginleştiren öğeler.

Çevresiyle birlikte bu yazının satırlarına sığmayacak olan ve dünyada Kudüs ve Venedik’ten sonra tamamı “sit alanı” ilân edilen üçüncü kent olma özelliği taşıyan Mardin, UNESCO’nun “Dünya Mirası Listesi”ne girmek için geçtiğimiz yıllarda başvuru yapmış. Listeye girebilmek için gereken koşulları yerine getirmeye çalışan Mardin’in 2014 yılında listeye kabul edilmesi bekleniyor.

Yorum yaz.

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>