Arşiv

Aralık 2017

Browsing

2018’e ne kadar az kaldı değil mi? Yılbaşını yurt dışında, hatta ilk defa gittiğiniz bir şehirde kutlamak fikri nasıl duyuluyor sizce? O akşam geldiğinde ve 10’dan geriye doğru hep bir ağızdan sayılmaya başlandığında capcanlı renkleriyle aklınızı başınızdan alacak havai fişek gösterileri size harika anlar yaşatır. Macera duygusu, yeni umutlar, yıldızların altında heyecan dolu bir kalabalık ve tüm bu karmaşada yanınızda sevdiğiniz bir kişi… Yılbaşını muhteşem bir havai fişek gösterisiyle kim kutlamak istemez ki?

Biz de bu coşkuya kayıtsız kalmadık ve tatil programınıza eklemeniz için Dünya’nın en güzel havai fişek gösterilerinin yapıldğı 10 şehri listeledik.

1. Amsterdam

Yılbaşını kutlamaya günler öncesinden başlayan Amsterdam’da su kanallarının üstündeki köprüler havai fişekleri izlemek için en güzel görüş açısını sunuyor. Köprülerin üstündeki bu harika yerler yılbaşı gecesi kapış kapış dolacağı için yerinizi erkenden almanızı tavsiye ederiz.

Amsterdam şehri ve uçuşlar hakkında daha detaylı bilgi için Amsterdam Uçak Bileti sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

2. Londra

İngiltere’nin başkenti, havai fişek gösterisinde her yıl çıtayı daha da yükseltiyor. Yılbaşı gecesi binlerce insanın sokaklarını tıklım tıklım doldurduğu Londra, Avrupa’nın en yüksek dönme dolabı London Eye ile Big Ben Saat Kulesi’ni içine kattığı muhteşem bir gösteri sunuyor.

Londra şehri ve uçuşlar hakkında daha detaylı bilgi için Londra Uçak Bileti sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

3. Rio de Janeiro

Kuzey Yarım Küre kışı iliklerine kadar hissederken siz yılbaşını plajda 30 derece sıcaklıkta eğlenip dans ederek karşılamak isterseniz sizi Rio de Janeiro’ya davet ediyoruz. 4 kilometre uzunluğundaki ünlü Copacabana Plajı, yılbaşında herkesin beyaz giyindiği şehirde sabaha kadar eğlencenin merkezi oluyor. Havai fişekleri ise dünyanın en iyileri arasında sayılıyor.

4. Paris

“Aşıkların Şehri” Paris, onu yılbaşında ziyaret eden hiçbir çifti romantizme doyurmadan geri göndermiyor. Bir diğer adı da “Işıkların Şehri” olan Paris’te Eyfel Kulesi’nin silueti karşısında başlayan bu hayranlık verici ışık gösterisini binlerce kişiyle birlikte izleyebilirsiniz. Uçak biletinizi çift kişilik almayı unutmayın. 😉

Paris şehri ve uçuşlar hakkında daha detaylı bilgi için Paris Uçak Bileti sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

5. Edinburgh

Meşalelerle aydınlanan sokaklarıyla İngiltere’nin hemen yanı başındaki Edinburgh, her ne kadar yılbaşı destinasyonları arasında ülkemizde çok duyulmasa da aslında kutlamalarıyla baya iddialı. İskoçya’nın başkenti Edinburgh, Avrupa’nın en güzel havai fişek gösterisini sunduğunu iddia ediyor. Bu iddiasında ne kadar haklı olduğunu siz de yerinde görüp test etmek isteyebilirsiniz.

6. Berlin

Sabaha kadar süren yılbaşı partileriyle ünlü Berlin’de Brandenburg Kapısı’ndan Zafer Sütunu’na kadar 2 kilometre boyunca uzanan bir festival alanı kuruluyor. Lazer gösterileri, DJ’ler, canlı müzik ve yemek alanları ile dolu bu bölgede 4 kilometrelik bir koşu yarışı bile yapılıyor. Şehrin farklı yerlerinde yapılan havai fişek gösterilerinin en iyisi ise Branderburg Kapısı’nda gerçekleşiyor.

7. Stockholm

Hava dondurucu derecede soğuk olabilir ama Stockholm’un her köşesine sinen yılbaşı hareketliğinin içinizi ısıtacağından emin olabilirsiniz. Yeni yılın gelişini kutlayan çanlar eşliğinde İsveçlilerin eğlence için sokaklara aktığı bu gecede muhteşem bir havai fişek gösterisi sizi bekliyor.

Stockholm şehri ve uçuşlar hakkında daha detaylı bilgi için Stockholm Uçak Bileti sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

8. Sidney

1 Ocak olduğunda bir önceki gecenin coşkulu kutlamalarında çekilmiş birçok kutlama görüntüsü karşımıza çıkar. Bunların arasında en belirgin olanlardan biri de şüphesiz Sidney Limanı’ndan çekilen havai fişek görüntüleridir. Tasarımıyla akıllarda kalan Sidney Opera Evi’nin ve okyanusun pırıltıları eşliğinde bir yılbaşı klasiği olan bu şehri sırf havai fişekleri için tercih edebilirsiniz.

9. Moskova

Yılbaşı için alternatif bir rota sunan Moskova, Kızıl Meydan’daki havai fişek gösterisiyle meşhur. Meydana ulaşmak için sanat müzesini andıran metro istasyonlarını kullanabilirsiniz. Metrodan çıktığınızda kısa bir yürüyüşün ardından karşınıza çıkacak Aziz Vasil Katedrali’nin muhteşem manzarası ise gözlerinizi kamaştıracak.

10. İstanbul

Havai fişek denince göz bebeğimiz İstanbul’umuzdan da bahsetmeden olmaz, değil mi? İster İstanbul’da yaşayın ister başka bir şehirden ziyaret etmek için gelin, bir geceliğine de olsa bu etkileyici gösteriyi mutlaka izlemelisiniz. Dilerseniz bir tekneye atlayarak denize açılıp havai fişekleri İstanbul Boğazı’ndan da izleyebilirsiniz.

İstanbul şehri ve uçuşlar hakkında daha detaylı bilgi için İstanbul Uçak Bileti sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

 

Kış tatillerinin kartpostal güzelliğindeki kar manzaralarını yaşamak için soğukla başa çıkmayı göze almak gerek. Tüm bunları yaparken üşütüp de hasta olmanızı istemeyiz. O yüzden kış tatilinizde içinizi ısıtacak öneriler hazırladık.

Termal giysiler hayat kurtarır

İçlik kelimesi hiç moda gibi duyulmuyor olabilir, ancak bir kış seyahatini yanınızda termal içlik olmadan geçirmek pek de mümkün değil. Termal kumaştan yapılan uzun kollu üstler, taytlar ve çoraplar fazla bir potluk yapmadan kıyafetlerin altına giyilebilir ve sizi sımsıcak tutabilir. Bunu bir adım ileriye götürüp tüm vücudunuzu kaplayan termal içlikler de alabilirsiniz. Hatta soğuğuyla ünlü ülke Rusya’da termal kumaştan ince kadın çoraplarının bile olduğu söylentileri geldi kulağımıza.

Can boğazdan gelir

Büyüklerimiz “can boğazdan gelir.” diye boşuna dememişler. O yüzden bol bol yiyin, böylece enerji depolayacak, hiç üşümeyeceksiniz. Ha bir de yiyip içtiklerinizin sıcak olmasına dikkat edin. Mesela sıcak çikolata, sıcak çorba ve et yemekleri… Bunların hepsi hem içinizi ısıtacak hem de sizi sıcak tutacak. Fazla kalorilerinizi yakmak için dolaşırken arabaya binmek yerine mümkün oldukça yürümeyi tercih edebilirsiniz.

Susamak diye bir şey yok!

Soğuk havalarda yola çıktığımızda kendimizi asla susuz bırakmıyoruz. Susama duygusunu daha hissetmeden hemen suyumuzu içiyoruz. Bunu neden mi yapıyoruz? Çünkü vücutta su miktarı azaldıkça üşüme de artıyor. Bu yüzden susuzluğumuzu yenmek için bol bol su içiyoruz. Keyfinize keyif katmak istiyorsanız otelden çıkmadan önce termosunuza sıcacık bitki çayınızı ya da sıcak çikolatanızı doldurup gezmeye öyle başlayabilirsiniz.

Önce klasikler…

Bir kış klasiği olan kaz tüylü montunuzla işe başlamanızı öneririz. Montunuzun en az dizlerinize kadar uzandığından emin olun. Kısa montlar aynı sıcaklık korumasını sağlayamazlar. Böylesine büyük bir montun bagajınıza sığması zor olacağından üstünüze giyerek uçağa binmeyi deneyebilirsiniz. Bir diğer klasiğimiz olan su geçirmez kışlık botlar da uçağa giyip binebileceğiniz diğer kıyafetiniz. İçine de kalın yün çoraplar bir numaralı tercihiniz olsun. Eğer sıcaklanırım ya da rahatsız olurum diyorsanız o zaman tek çareniz bagaja koymak. Diyelim botları ve çorapları sığdırdınız, sıra monta geldi. İşte orada sorun başlayabilir. Çünkü hepimizin de bildiği üzere kaz tüyü montlar çok yer tutar. Bu durumda alternatif olarak bir sonraki kıyafet önerimize bakabilirsiniz.

Kat kat kıyafetler…

Kalın bir kaz tüyü montu bavulunuza sığdıramadığınızda kat kat giyinmek de bir başka çözüm olabilir. Hem bu sayede iç mekanlarda, sıcaklık arttığında veya hava daha da soğuduğunda farklı seçenekleriniz olacaktır. Kat kat giyinmenin de bir matematiği var. Mesela; en üst katın su ve rüzgar geçirmeyen katman olması gerekiyor. Bunun için naylon kumaşlardan kapüşonlu ince montları tercih edebilirsiniz. Onun altı polar kumaştan fermuarlı bir üst ve altında da kalın bir oduncu gömleği olmalı. En altta ise vazgeçilmez termal içliğiniz olacak. Bu sıralamaya uyarsanız dışarı çıktığınızda soğuğa karşı bir zırh giymiş gibi hissedeceksiniz.

Ayrılmaz üçlü: şapka, kaşkol, eldiven

Soğuk havaların ayrılmaz üçlüsünü siz de yanınızdan ayırmayın ve şapka, kaşkol ve eldiveninizi mutlaka yanınıza alın. Bunları bir zorunluluk olarak değil şık birer aksesuar olarak görün. Modaya uygun satın aldığınız şapka, kaşkol ve eldivenleriniz tarzınıza tarz katacak ve siz de fotoğraflarda harika çıkacaksınız! Eğer cep telefonundan elini ayıramayan gezginlerdenseniz, parmak uçları dokunmatik ekranlarda çalışan eldivenlerden almayı deneyebilirsiniz. Böylece hem eldivenleriniz elinizde kalır hem de telefon bağımlılığınıza ara vermek zorunda kalmazsınız.

Evet, önlemlerimizi aldık, artık en soğuk havalarda bile yola çıkmaya hazırız. O zaman daha fazla uzatmayalım ve hemen bir kış yolculuğuna çıkalım! Nereye gitsem diye düşünmeye başladıysanız popüler kış destinasyonlarımız için Atlasglobal web sitemizi ziyaret edelirsiniz.

Ailecek ya da kafa dengi arkadaşlarla birlikte çıkılan seyahatlerin keyfi bir başka. Peki, ya yalnız seyahat etmenin? Sizin için tek başına seyahat etmenin avantajlarını masaya yatırdık. Dikkat! Bu yazıyı okuduktan sonra çok uzaklara yalnız başınıza gitmek için can atabilirsiniz.

Hoşgörülü ve Açık Fikirli Olursunuz

Farklı kültürleri tanımak, yalnızca farklı yaşamların bir parçası olmanızı sağlamaz aslında. Sizin gibi yaşamayan insanların arasında hoşgörülü ve açık fikirli olmayı da öğrenirsiniz. Kafanızdaki kalıpları yıkarak insanların ve yaşamların ne kadar farklı olabileceğini görürsünüz. Böylece ferahlamış bir zihniniz ve tüm farklılıkları hoşgörüyle karşılayan bir bakış açınız olur.

Özgürlüğün Tadını Çıkarırsınız

Size eşlik eden birileriyle çıktığınız yolculuklarda o kişiye veya gruba göre hareket etmeniz gerekir. Oysa çoğunluğun müzeye gitme kararı verdiği anda, siz gözünüze çarpan o hoş kafede oturup saatlerce oturmak isteyebilirsiniz. Ama gruptan kopmamak ve dışlanmamak adına bu isteğinize boyun eğdirmek zorunda kalırsınız. Bu yüzden yolculuklarınızda daha özgür olmak adına hayatınızda en azından bir kez tek başınıza seyahat edin ve kendiniz olun.

Yeni Arkadaşlıklar Kurarsınız

Tek başınıza çıkacağınız bir yolculukta kendinizi insanlardan soyutlayamazsınız. Etrafınızda farklı kültürlerden birçok insan varken sosyalleşmeniz için sizi büyük bir fırsat bekliyor. Farklı dünyalardan arkadaşlar edinmek ve belki de bu arkadaşlıklarınızın yolculuktan sonra da devam edeceğini bilmek çok güzel bir duygu değil mi? Sizi daha sosyal, daha girişken yapacak bu yolculukta tanıştığınız kişilerle güzel dostluklar kurabilirsiniz.

Öz Güveniniz Artar

Şunu bilin ki tek başınıza yolculuğa çıktığınızda, her şeyle kendi başınıza ilgileneceksiniz. Kalacağınız yeri bulmaktan toplu ulaşım biletini nereden alacağınıza kadar aklınıza gelebilecek tüm adımlarda yalnız olacaksınız. Ama bu yalnızlık sizi korkutmasın, aksine yüzünüzü güldürsün. Çünkü tek başınıza yapabileceklerinizin sınırını görerek kendinize güveniniz artacak.

Planlama Yeteneğiniz Gelişir

Tek başınıza yolculuk etmek çok kolay değil, yolculuğunuzu en ince ayrıntısına kadar iyi planlamalı ve en ufak bir olumsuzluğa davetiye çıkarmamalısınız. Aksi takdirde kendinizi yalnız başınıza ağlarken bulabilirsiniz. İşte bu yüzden planlı ve programlı olmanın altını kırmızı kalemle bastıra bastıra çiziyoruz. Madalyonun diğer yüzünü de hatırlatalım: Planlama becerinizi geliştirmeniz yolculuktan döndükten sonra gerçek hayatınızı da çok kolaylaştıracak.

Sorumluluk Almayı Öğrenirsiniz

Bu uzun yolculukta tek başınıza olduğunuzu hatırlatan bazı olumsuzluklar olabilir. Belki otelinizde böcek göreceksiniz ya da gittiğiniz restoranda seçtiğiniz yemeği hiç beğenmeyeceksiniz. Bu anlarda kendinizi başkalarını suçlarken bulabilirsiniz. Sonuçta o oteli ve yemeği seçmek sizin kararınızdı, etrafınızda suçlayacak başka birini aramak yerine derin bir nefes alın ve fazla hayıflanmadan bunun sizin sorumluluğunuz olduğunu kabul edin. Sorumluluk bilincinizin gelişmesi için bundan güzel fırsat olur mu? Bir de böyle düşünün.

Tasarruflu Olmayı Öğrenirsiniz

Tek başınıza çıktığınız bir yolculukta paranızın bittiğini düşünsenize! Biliyoruz bu korkunç senaryoyu düşünmek hiç hoş olmadı şu an. Ama olası bir durumdan bahsediyoruz. Bu durumda kimden yardım isteyebilirsiniz? Oysa bu kötü senaryodan kurtulmanın anahtarı, azla yetinmeyi öğrenmek! Aç ve parasız kalmamak için harcamalarınızı kontrol etmeyi ve tasarruflu olmayı öğrenirsiniz.

Şimdi bu 7 nedeni tekrar okuyarak valizinizi hazırlamaya ve tek başınıza bir seyahat macerasına atılmaya hazır olun! Tabii gideceğiniz yeri belirlemek için önce Atlasglobal’i tıklamayı unutmayın.

Yeni yıl için geri sayımdayız! Yani, dünyanın dört bir yanında yeni yıl kutlamaları için görkemli hazırlıklar başladı sayılır. Siz de “Yılbaşında ne yapacağız?” diye kara kara düşünenlerden misiniz? Biz de sizi fazla yormak istemedik ve yılbaşında yurt dışında olmak isteyenler için yılbaşının en güzel kutlandığı şehirler ile ilgili harika bir liste hazırladık. İşte yeni yıla merhaba demek için en görkemli şehirler…

Karlar Ülkesinde Masalsı Bir Yeni Yıl

Rusya’nın başkenti Moskova, yılbaşında gidilecek şehirlerin en başında yer alabilir çünkü Moskova deyince zaten aklımıza direkt soğuk ve kar geliyor. Bu atmosferin bir de yılbaşıyla birleştiğini düşünün; tadından yenmez! Yeni yıl Rusyalıların en sevdiği bayram olarak biliniyor. O yüzden de daha görkemli ve masalsı kutlanıyor. Kızıl Meydan ve Kremlin Sarayı’nın yeni yılı karşılamak için en güzel yer olduğu konusunda da bir anlaşalım. Yılbaşı gecesi saat 00.00’a kadar herkes Kızıl Meydan’a çıkıyor ve havai fişeklerle toplu halde bir coşku yaşanıyor. Kremlin Sarayı’ndaki saat kulesi tam 00.00’ı gösterdiğinde ise çanlar 12 kez vurmaya başlıyor. Bu görkemi okumaktansa orada yaşadığınızı hayal edin…

Romantik Bir Görsel Şölenle Yeni Yıl

Paris’te yeni yıla girmek büyülü ve romantik bir seçim olur. En meşhur yılbaşı kutlamaları tabii ki Eyfel Kulesi’nin bulunduğu meydanda gerçekleşiyor. Biraz erken gidip yerinizi güzel ayarlarsanız hiç unutamayacağınız bir yılbaşı geçirebilirsiniz. Eyfel Kulesi saat 00.00’da tüm ışıklarını söndürüyor ve başka bir ışıklandırmayla adeta görsel bir şölen sunuyor. Gitmişken mutlaka Champs-Elysées Noel Pazarı ve La Défense Noel Pazarı’na da uğramalısınız. Saat 00.00’da Trocadero Meydanı’ndaki Chaillot Sarayı’nın altından ve Eyfel Kulesi’nden havai fişek şöleni başlıyor. Eyfel Kulesi’nde yerinizi alın. Seine Nehri kenarında bu romantik anın tadını çıkarın. Fotoğraflarla ölümsüzleştirmeyi de unutmayın!

Renkli ve Coşkulu Görüntülerle Yeni Yıl

Renkli dediğimize göre tabii ki akıllara  Amsterdam, Hollanda geliyor. Amsterdam’da yeni yıla girmek demek yine havai fişeklerle bir görsel ziyafet demek. Kraliyet Sarayı önündeki Dam Meydanı’nda toplanan insanlar dans ederek ve hep bir ağızdan şarkı söyleyerek kutluyorlar yeni yılın gelişini. Sadece Dam Meydanı’nda değil, sokaklarda da neşe saçıyorsunuz ister istemez burada. İşte Amsterdam’da yeni yıla girmek bu kadar renkli… Üstelik yeni yıl civarı yiyecekler ve içecekler normalde olduğundan çok daha ucuz ve bu sokak eğlencesi ücretsiz!

Keyif Dolu Anılarla Bir Yeni Yıl

Keyif diyorsak da tabii ki İngiltere’nin başkenti Londra’dan bahsediyoruz. Ünlü saat kulesi Big Ben’in 00.00’ı göstermesinin ardından aniden gelen “gong” sesi, Thames Nehri ve London Eye üzerinden klasik ama bir o kadar da görkemli havai fişek gösterisi ve baştan aşağı süslenmiş bir Londra… Bu arada alışveriş sevenlere sesleniyoruz; Londra’da bu dönemde “Boxing Day” adı altında bir indirim oluyor ki kendinizi kaybedebilirsiniz. Ama hak veriyoruz! Bizden size bir öneri; Thames Nehri üzerinde bir teknede sevdiklerinizde en keyifli anılarınızı yaratın. Bunu yaparken de mutlaka bizi anın ve bize bir Tweet atın…

Yeni yıl gördüğünüz üzere her yerde coşkuyla kutlanıyor. “Biz Türkiye’de kutlamıyor muyuz?” diyeceksiniz; evet bizim yılbaşı eğlencelerimiz de gerçekten harika oluyor. Fakat farklı bir kültürle, hiç görmediğiniz bir yerde, sevdiklerinizle geçireceğiniz bir yılbaşı kutlamasının yeni yılınıza da yansıyacağına ve böylece farklı, eğlenceli ve huzurlu bir yıl geçireceğinize inananlardanız. Ne demişler; yeni yıla nasıl girerseniz, tüm seneyi de öyle geçirirsiniz. Sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir yıl olsun efendim, sevgiyle kalın! Yeni yıl uçak biletinizi almak için buraya tıklayın.

Teknolojinin koşar adım ilerlediği bu günlerde, blogger’lardan ne kadar çok şey öğreniyoruz değil mi? Blogger’ın ne olduğunu bilmeyen yoktur herhalde aramızda. Blogger’lar bile kendi içlerinde gruplara ayrılıyor. Lifestyle blogger, moda blogger’ı, seyahat blogger’ı, yemek blogger’ı, vs. Siz de bunlardan biri olmak ister miydiniz? O zaman siz gezmeyi severler için başarılı bir seyahat blogger’ı olmanın 5 püf noktasından bahsedelim. Hazır mıyız?

Orijinal Bir İsim Her Zaman İşe Yarar

İsminiz akılda kalıcı ve bir o kadar da dikkat çekici olsun. Böylelikle insanlar size daha rahat ulaşabilir ve isminizi unutmazlar. Bu konuda en önemlisi, sayfa isminin içinize sinmesidir. “Neden?” diye soracaksınız muhtemelen; içinize sinen her işte iki kat daha fazla başarılı olursunuz. Blogger olmanın temel taşlarından biridir sizi de mutlu edecek işler yapmak. İsim önemli, unutmayın. Atın hafızaya!

İzin Günleri Altın Değerinde

Çalışan insanların izin günleri onlar için altın değerindedir. Çok güzel değerlendirilmelidir ve başarılı bir seyahat blogger’ı olmak istiyorsanız bu günlere normalden daha fazla özen gösterilmelidir. Yeni yerler keşfetmek oldukça önemlidir, adı üstünde seyahat blog’una odaklıyız. Keşif yaptığınızda gezerken telefonunuza veya not defterinize küçük, kısa notlar alırsanız yazınızı da bir o kadar ayrıntılı ve unutmadan yazabilirsiniz. Hafta sonu kaçamaklarını sıklaştırın. Hem önceden alırsanız; uçak biletleri de çok uygun!

Fotoğraf Makinanızı Yanınızdan Ayırmayın

Bir seyahate çıkıyorsanız yanınızda olması gereken çok önemli şeylerden biri de fotoğraf makinasıdır. Artık telefonlarımız da bu işi görüyor fakat fotoğraf makinasının yeri halen ayrı. Piyasadaki telefonlarn birçoğu bir fotoğraf makinası kadar kaliteli çekemiyor maalesef. Eğer siz blog yazınızda kendi çektiğiniz fotoğrafları kullanıyorsanız, kaliteli bir makinadan çıkan görseller okuyanlarınızı daha çok etkileyecek ve inandıracaktır. Bir de o fotoğrafları gerçekten güzel çekiyorsanız; siz olmuşsunuz işte! Doğru yoldasınız… Fotoğraflara kısa da olsa açıklamalar yazmayı unutmayın. Bir yazıda dikkat çekici fotoğraflar varsa o yazı daha çok okunur, aklınızda bulunsun. Bir not: Fotoğraf çekerken veya çekilirken sakın utanmayın, doğal olun. Bu işinizin bir parçası ve bunu yapmak zorundasınız. En güzelini çekmek için elinizden geleni yapabilirsiniz.

Gittiğiniz Yerlerden Hikâyeler Çıkarın

Gezdiğiniz yerlerin fotoğraflarını çekerken oralarla ilgili hikâyeler çıkarın. Ya anılarınızla kendiniz oluşturun bu hikâyeleri ya da oranın bir hikâyesi varsa bunu kendi yorumunuzla okuyucunuza aktarın. Fotoğraflarınızla da bu hikâyeleri görselleştirin. Hikâyelerinizi yazarken mutlaka samimi olun, hatta bazense komik, esprili. Gerçekten o anıyı yaşadığınızı veya o hikâyeyi birinden dinlediğinizi karşı tarafa doğru biçimde aktarın. Sosyal medyaya koyarken bile merak uyandırıcı bir cümleyle koyun ki; merak edenler blog sayfanızı ziyaret etmek zorunda kalsın. Evet, zorunda kalsın!

Sosyal Medya Altın Bileziğiniz Olsun

Blog’unuzda bir yazı paylaştığınızda bunu sosyal medyadan duyurmayı unutmayın. Sosyal medya artık elimiz, kolumuz. İnsanların haberdar olmasını istiyorsanız, adınızı daha çok duyurmak istiyorsanız; sosyal medyayı düzenli kullanmalısınız. Hatta buraya koyduğunuz fotoğrafları da özene, bezene kendi çektiğiniz fotoğraflardan seçerseniz gerçekten başarıya bir adım daha yaklaşmış sayılırsınız. Hatta Instagram’ın “hikâyeler” özelliğini de kullanarak gezdiğiniz yerleri canlı bile gösterebilirsiniz. Harika fikir!

Gördüğünüz gibi bir seyahat blogger’ı kolay yetişmiyor. Her işte olduğu gibi bu işte de püf noktalar oldukça önemli. Seyahat yapmayı ve bu seyahatleri paylaşmayı seviyorsanız, o zaman bir seyahat blog yazarının yaşamı kesinlikle takip etmeye değerdir. Her şeyden önce bolca gezmeyi, daha çok görmeyi ve hikâye çıkarmayı ihmal etmeyin. Gerisi gelir, siz rahat olun. Keyif sizin, sayfa sizin!

Tatile gitmeyi neredeyse herkes çok sever! Dinlenmek, kafa dinlemek ve en önemlisi doyasıya uyumak hepimizin zaman zaman hayalini kurduğumuz en güzel planlardan. Tabii, bazen bu seyahatler tatil dışında bir iş gezisi olarak da karşımıza çıkabiliyor. Tüm bu seyahatlerin ortak noktası ise bavul hazırlama sıkıntısı! Merak etmeyin; bu bavul hazırlama teknikleri yazısını sizler için hazırladık. İşte bavul hazırlamanın en kolay yöntemleri:

  • Size en uygun valizi seçin: Geziniz ne kadar sürecek? Bu bir iş gezisi mi yoksa şehirden kaçış, kafa dinleme planı mı? Bu iki soruyu yanıtlamak, yanınıza almanız gereken bagajın boyutunu ve türünü belirlemenize yardımcı olabilir. Hafta sonu için gidiyorsanız, sadece küçük bir çanta işinizi görecektir. 10 günlük uzun bir tatilse daha büyük bir bavula geçseniz iyi olur.

 

  • Hava durumunu kontrol edin: Hiçbir hava tahmini %100 doğru olmasa da yolculuk sırasında havanın nasıl olacağına dair genel bir fikir edinseniz hiç de fena olmaz. En azından bavulunuza koymanız gereken kıyafetler konusunda karar verirken oldukça yararlı olacaktır. Örneğin; tahminde yağmur görüyorsanız bavulunuza hemen bir şemsiye ya da yağmurluk atmayı unutmayın!

 

  • Ne giyeceğinizi, neye ihtiyacınız olacağını iyi düşünün: Kaç kere kıyafet değiştireceksiniz? Hangi faaliyetlere hazırlanarak gitmeniz gerekiyor? Elbiselerinizi yıkama fırsatına sahip olup olmayacağınıza kadar iyi düşünün. Farklı günlerde peş peşe aynı kıyafeti giymek isteyip istemediğinizi bir gözden geçirin. Kıyafetlerinizi tamamlamayı da ihmal etmeyin ve yanınıza en uygun ayakkabıları almaya dikkat edin.

 

  • Kendinize bir “alınacaklar” listesi yapın: Yanınıza alacaklarınızı bir liste yapıp tek tek yazarsanız; hem bir şey unutma olasılığınız düşer hem de bavulunuzu çok daha pratik bir şekilde hazırlayabilirsiniz. Koltuğa oturun, bir kahve yapın ve yanınıza alacaklarınızı iyice düşünüp yazmaya başlayın. Bavulunuzu kapatırken koyduklarınızın yanına bir “tik” koymaktan büyük keyif alacaksınız.

 

  • Düzene dikkat edin: Bavulunuzu düzenli bir şekilde yerleştirirseniz yerinizden oldukça tasarruf eder, aradığınızı da rahatlıkla bulabilirsiniz. Öncelikle tişörtlerinizi güzelce katlayıp en alta dizin. Ardından pantolon, varsa kazak gibi daha ağır şeyleri yerleştirmeye devam edin. En üste ise ayakkabılarınız ve kişisel bakım malzemelerinizi koyun. İç çamaşırı, çorap ve pijamayı da yanınıza almayı unutmayın!

Evet; artık seyahate hazırsınız. Yaptığınız listeden kontrollerinizi de yapın ve bavulunuzu kapatın! Uçak biletinizi Atlasglobal’den aldıysanız içiniz rahat olsun; bagaj ağırlığı Ekonomiplus yolcularına 20 kg, Business Class yolculularına ise 30 kg! Artık gönül rahatlığıyla seyahate çıkabilirsiniz. Şimdiden keyifli uçuşlar!

Bir varmış bir yokmuş, kışın lapa lapa yağan kar taneleriyle ayrı güzelleşen, yazın ise doğanın uyanışıyla yeşile bürünen eşsiz park ve bahçeleri varmış Moskova’nın…  Siz de Moskova’ya uçtuktan sonra bu masal gibi bahçelerde gezintiye çıkmak istemez misiniz? Moskova bahçelerinde güzel bir tur için bizimle gelin o zaman!

1. Gorki Parkı’nda Unutulmaz Adımlarınız Olsun

Yolunuz Rus yazar Maksim Gorki’nin adını taşıyan Gorki Parkı’na düştüğünde huzurlu bir dünyaya adım atıyorsunuz adeta. Sovyet Rusya’da insanların dinlenebileceği bir Moskova parkının yaratılması fikriyle dünyaya gelen Gorki Parkı’nda, saatlerinizin nasıl geçtiğini hiç anlamazsınız. Bisiklete binip baştan başa Gorki Parkı’nı turladıktan sonra, ücretsiz kütüphaneden bir Puşkin kitabı alarak doğanın eşsiz güzelliğine karşı şiir okuyabilirsiniz. Ya da Moskovalıların yaptığı gibi çimler üzerinde lezzetli bir piknik ziyafetinin konuğu neden olmayasınız? Akşamları ise ister baş döndüren eğlenceli dans derslerine katılın ister Gorki Parkı’ndaki bir konserde şarkılara bağırarak eşlik edin. Evet, siz siz olun Moskova’dan Gorki Parkı’nı görmeden dönmeyin.

2. Doğanın En Saf Hali Alageyik Adası Parkı’yla Tanışın

Gorki Parkı’ndan ayrılırken üzülseniz de Moskova gözyaşlarınızı hemen yeni bir güzellikle silecek ve sizi Alageyik Adası Parkı’na götürecek. Burada çam ve huş ağacı ormanları arasındaki göl ve su birikintilerinin kıyısında gezin. Yakınlarda bir alageyik, tilki, yaban domuzu veya kunduzla göz göze gelirseniz hiç şaşırmayın! Çünkü Alageyik Adası Parkı, tüm canlıları kucaklayan el değmemiş bir doğa harikası. Emin olun, şehir hayatından uzaklaşmak isteyenlerin ilk adresi bu parktan ruhunuzu yenileyerek ayrılacaksınız.

3. Ermitaj Bahçesi’nde Yüzyıllar Öncesine Yolculuk Edin

Gelelim, yüzyıllar önce sandal sefalarının sürüldüğü ve su kıyılarında görkemli bale gösterilerinin yapıldığı Ermitaj Bahçesi’ne… Moskova günlüğünüze eklemeniz gereken eşsiz yerlerden Ermitaj Bahçesi bugünlerde ziyaretçilerini konserler, spor etkinlikleri ve yoga dersleriyle karşılıyor. 19. yüzyıl Moskova’sının esintilerini hissettiren parkta,  sanatseverler için Ermitaj Tiyatrosu, Yeni Opera Tiyatrosu ve Sfera Tiyatrosu da bulunuyor. Parktaki muhteşem bahçeyle vedalaşmadan önce, kafelerden birine oturup yüzyılların sesini kahve eşliğinde dinlemeyi sakın unutmayın.

Ne dersiniz, Moskova’nın park ve bahçeleriyle tanışmak için yaklaşık 2,5 saatlik bir yolculuğun kahramanı olmanın tam vakti değil mi? Moskova seferlerimiz için tıklayın.

Yolculuklara yalnızca tarihi ve doğal güzellikler için mi çıkarsınız? Oysa kimi şehirlerin mutfağından burnumuza öyle leziz kokular gelir ki bir anda kendimizi bir restoranın ya da kafenin giriş kapısında buluruz. İşte biz de böyle bir lezzet yolculuğuna çıktık ve Avrupa’nın 5 leziz şehrinden geçtik.

Belgrad’ın Enfes Etleri

Hazırsanız lezzet yolculuğumuza Sırbistan’ın başkenti Belgrad ile başlıyoruz. Türk damak tadına uygun yemekleriyle Belgrad hem kalbimizi hem de midemizi fethetti. Sen çok yaşa Belgrad! Kurt gibi acıktığımız bir öğle vakti, öyle bir lezzetle tanıştık ki Belgrad’a giden tüm dostları “Yemeden dönme sakın.” diye şiddetle uyarıyoruz. Kajmak adındaki krema ile servis edilen ribić adlı bu et yemeği, midemizi bir şenlendirdi ki sormayın. Akşam yemeğinde ise balık sevmememize rağmen bizi cezbetmeyi başaran bir kâse balık çorbasını kaşıklamaktan alamadık kendimizi. Bu arada Belgrad sofralarından eksik olmayan kırmızıbiber paprika da yemeğimizin lezzetine lezzet kattı.

 

Paris’te Nefis Bir Kahvaltı

Ertesi sabah yolumuz Paris’e düştüğünde bangır bangır kahvaltı zilleri çalıyordu midemizde. Paris’in en ünlü fırınlarından, her gidenin lezzetine hayran kaldığı Du Pain et des Idees’e oturduk hemen ve Paris kahvaltılarının geleneksel lezzeti kruvasanın yanına bir fincan kahve ısmarladık. Kruvasanın en çok tercih edileni sade olmasına rağmen çikolatalı, jambonlu, sebzeli çeşitleri de var. Biz çikolatalı kruvasana sarıldık hemen. Eğer kruvasan sevmiyorsanız Fransız baget ekmeği üzerine tereyağı ve reçel sürerek alışık olduğumuz tatlarda bir kahvaltı da yapabilirsiniz. Bu arada sizin yolunuz Paris’e bizim gibi sabah değil de öğle vakitlerinde düşürse profiterol ya da ekler ile tatlı bir başlangıç yaparak şehre merhaba diyebilirsiniz.

Londra’da Fish & Chips Molası

Evet, belki biraz pisboğazlık yaptık ama biz hala doymamıştık. Paris mutfağından İngiliz mutfağına uzanalım dedik ve hemen atladık bir sonraki Londra uçağına. Fransız ve İtalyan mutfağı kadar iddialı olmasa da İngiliz mutfağının mutlaka tadılması gereken lezzetleri var. Mesela Londra’nın dünyaya ün salmış fish & chips’i gibi! Genellikle morina balığından yapılan fish & chips’in dışı çıtır çıtır, içi ise yumuşacık oluyor. Yanında kızarmış patates, tartar sos ve çeşitli garnitürler de sunulan bu lezzeti denemeden ayrılmayın Londra’dan. Bu lezzeti tatmak için tavsiyemiz Londra’da 3 adet bulunan Poppie’s restoranlarından birine gitmeniz. Biz Camden’dekini tercih ettik ama diğerlerinin de çok iyi olduğunu duyduk.

Moskova’nın Sıcacık Borş Çorbası

Yolculuğumuzu sonlandırmadan önce aklımızda son bir yer daha kalmıştı. Moskova! Bu soğuk şehirde içinizi ısıtacak bir şeyler yemek isterseniz borş çorbasını sofranıza davet etmelisiniz mutlaka. Borş çorbası için Borovitskaya metro istasyonuna yakın Korchma Taras Bulba restoranını seçtik. Pancar ve et ile hazırlanan bu çorbada sebzeler de bulunuyor. Anlayacağınız oldukça şifalı bir çorba. Bizim mantımızın yerini tutmaz belki ama çorbanın üstüne Moskova mantısı vareniki’yi de yemeden dönmemeliydik yurda. Menüde, ekşi krema ile servis edilen vareniki’nin patates ve mantarlısını gördük, hemen deneyelim dedik. İyi ki de demişiz.

Evet, Avrupa’nın 4 şehrinde muhteşem bir lezzet yolculuğuna çıktık. Siz de bu şehirlere uçmak için Atlasglobal’i tercih edin, sofranızı bin bir tatla donatın.

Savaşların izlerini taşıyan şehirde yorgun binalar ama bir yandan pırıl pırıl bir deniz… İşte Lübnan’ın başkenti Beyrut! Burada lüks de var harabe de hüzün de var keyif de. Ama bırakalım şimdi hüznü bir kenara da Jeita Grotto Mağarası’na doğru çıkalım sandalla bir gezintiye.

Beyrut’un Batısı Adeta Bir Harikalar Diyarı

Beyrut’un meşhur Jeita Mağaraları… “Dünya’nın 7 Harikası” listesine aday olmuş bu mağarayı teleferikle, sandalla veya yürüyerek gezebilirsiniz. Yukarı ve aşağı olmak üzere 2 adet mağara var. 1958 yılında keşfedilmiş yukarı mağaraya teleferikle veya trenle çıkabilirsiniz. Bundan çok daha önce, 1836 yılında keşfedilen aşağı mağara için ise elektrikli tekneler ayarlanmış. Burada gününüzü rahatlıkla geçirebilirsiniz. Unutmadan not edelim; mağaranın içinde fotoğraf çekmek kesinlikle yasak. Fotoğraf makinelerinizi bırakmak için ise girişte kilitli dolaplar mevcut.

Sandalla gezinirken başınızı eğmeniz gereken durumlar yaşanabilir. Merak etmeyin; görevliler size bu uyarıyı yapacaktır. Yılda ortalama 300 bin turist Jeita’nın gizemli güzelliğini görmek için Beyrut’a geliyor. “Dünya’nın 7 Harikası” listesine giremese de ilk 14’e girmeyi başarmış bu Beyrut mağarasından çıktığınızda hemen yanı başındaki Akdeniz’in güzelliğiyle büyülenmeye hazır olun. 9.000 metreye kadar inmiş bu mağaranın tabanı saf sudan oluşuyor. İşte tam burada sandallar devreye giriyor. Yürüyüş yolunda da tüm mağarayı daha yakından görebileceksiniz.

Bu dünyaya ait gibi durmayan Jeita’nın girişinde bir heykel karşılayacak sizi. Tony Farah imzası taşıyan bu heykelin adı ise “Zamanın Koruyucusu”. O zaman haydi zaman dursun!

Bir de Beyrut’a Bakalım!

Lübnan’ın başkenti ve en büyük şehri olan Beyrut’un güzelliklerini de görmezden gelmeyin. Mesela; Beyrut Nehri manzarasında bir şeyler için. Akdeniz kıyılarının yarımadası Beyrut’ta kalmak için bir sürü otel olanağınız da mevcut. Size bir tavsiye; Beyrut’a arabayla gitmeyin, arabayla da gezmeyin. Gitmek için uçak en güzeli, gezmek için ise otobüsler ve taksiler var; bu da en rahatı! Boşuna Doğu’nun Paris’i demiyorlar buraya…

Beyrut’a uçakla gitmek yaklaşık 1 buçuk saat sürüyor. Eğer ki arabayla gitmek isterseniz; 17 saati gözden çıkarın. Beyrut’a gitmişken de bu mağaraları görmeden mi döneceksiniz? Jeita Grotto Mağaraları Beyrut’a yaklaşık 1 saat uzaklıkta ve evet; buraya her türlü ulaşım mümkün. Gözünüzü korkutmayın ve gizem dolu bu yeri mutlaka gezin, kokusunu içinize çekin, duvarlara dokunun, keyfini sürün!

Bu görkemli mağarayı ziyaret etmek isteyenler; linke tıklayın ve Beyrut Uçak Bileti’inizi Atlasglobal avantajları ve fırsatlarıyla hemen alın: https://atlasglbs.com/